ZevkliForum

PROGRAM, OYUN, SPOR PAYLAŞIM PLATFORMU
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nuhun Gemİsİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dark Force
Webmaster
Webmaster
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 539
Yaş : 34
Rep Puanı : 10000
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 31/12/08

MesajKonu: Nuhun Gemİsİ   Çarş. Ocak 07, 2009 2:46 am



üstteki fotograf 10 haziran 1949'da Amerikan hava kuvvetleri tarafindan AGRI DAGI'nda çekilmistir.

Bugüne kadar hiçbir din adami, hiçbir bilim insani, hatta CIA bile,
“Evet Nuh’un Gemisi’ni bulduk” demedi. Oysa, yeryüzünün her yani
kesfedilmisken ve artik savaslar bile uydulardan yönetiliyorken, bilim
ve teknolojinin ulastigi bu düzeyle, Nuh’un Gemisi de çoktan bulunmus
olmaliydi.

Dünya üzerindeki birçok kültür, Nuh’un Gemisi’nin, kendi
cografyalarinda yer alan bir dagin tepesine oturduguna inanir. Örnegin,
bu kutsal dag Grekler için “Parnassus”, Babilliler için “Nimus”,
Asurlular için “Nizar”, Hindular için “Himavat”, Inkalar için And
Daglari’nin zirvesi, Aztekler ve Toltekler için “Colhuacan”,
Hiristiyanlar için “Ararat” (Agri Dagi), Müslümanlar için “Cudi”dir.
Nuh’un Gemisi söylencesine ve onun bulundugu yere iliskin, Tevrat ve
Kuran’daki anlatimlar en yaygin inançlar olarak kabul edilmekle
birlikte, Nuh’un Gemisi ve “Tufan” söylencelerinin, yalnizca Ortadogu
kökenli olduklarini öne sürmek dogru degildir. Tufan, yani insanlarin
“günahlarindan ötürü Tanri tarafindan cezalandirildiklari” ve bir
zamanlar yeryüzünün bir bölgesini ya da tümünü sularin basip tüm
yasamin sona erdigine, sonra yeniden baslatildigina iliskin inanç,
gelmis geçmis tüm uygarliklarin söylencelerinde yer alan bir inanistir.
Iskandinavlar’dan Mayalar’a, Çinliler’den Hopi kizilderililerine,
Sümerler’den Alaska’da yasayan Tlingit’lere dek, degisik adlarla
anilmakla birlikte, tüm insan topluluklarinin bir “Nuh”u, “hayvan
çiftleri”, bir “Gemi”si ve tabii ki bir “dag”i vardir. Bu
“seçilmisler”in yolculugunun süresi ise 6 gün 6 gece ile 60 gün 60 gece
ya da 52 yil arasinda degismektedir.

Hiristiyanlar, Gemi’nin “Ararat” (Agri) Dagi’nda, Müslümanlar ise
Sirnak ve Silopi kentleri arasinda yer alan 2114 metre yüksekligindeki
Cudi Dagi’nda olduguna inaniyor. Çünkü Tevrat’ta ve Kuran’da böyle
yaziyor. Ne var ki, “Ararat” sözcügünün “Urartu” sözcügünden bozma
oldugunu öne sürenlerden ötürü Cudi olasiligi biraz daha yüksek gibi
görünüyor. Çünkü, Cudi Dagi’nin bulundugu bölge Urartular’in bölgesi.
Ayrica, 40 gün 40 gece süren yolculugun sonunda Nuh’un karaya
gönderdigi kusun, agzinda bir zeytin daliyla geri dönmesi de bu görüsü
oldukça destekliyor. Çünkü Agri Dagi’nda hiç zeytin agaci yok. Oysa
Cudi Dagi’nin güney kesimleri zeytinliklerle dolu.

Çaglar boyunca dinsel inançlar ile çatisan bilimsel anlayis da bugün
artik yeryüzünde büyük bir tufanin meydana geldigini kabul ediyor.
Bilim aslinda mitolojik bir kavram olarak kabul ettigi Nuh’un Gemisi
ile degil de, daha çok Tufan ile, yani binlerce yil önce yasanmis büyük
bir taskin felaketi ve nedenleri ile ilgileniyor. Tufanin, yani tüm
zamanlarin en büyük su baskininin nerede oldugu açik biçimde
belirlenirse, bu, yeryüzünün jeolojik, arkeolojik hatta antropolojik
tarihi açisindan önemli yeni bilgilere ulasilmasi anlamina gelecek.

En son öne sürülen yaklasimlara göre, günümüzden yaklasik 10 bin yil
önce, buzul çaginin sonlarinda, buzullarin erimesiyle deniz düzeyi
yükselmeye ve Akdeniz’in sulari, o sirada bir göl olan Karadeniz’e
akmaya basladi. Bir düsleyin: Bogazlar askida, bugünkü Istanbul Bogazi,
örnegin 100 metre yükseklikte. Akdeniz’in sulari Marmara ve Istanbul
Bogazi üzerinden bir selale gibi ve akil almaz bir su kütlesi durumunda
Karadeniz’e bosaliyor. ABD’li iki bilim adami Dr. William Ryan ve Dr.
Walter Pitman’in ortaya attiklari bu “Karadeniz kurami”ni destekleyen,
jeoloji Profesörü Naci Görür’e göre bu selale, bugün yeryüzünün en
büyük selalesinden birkaç yüz kat daha büyük ve güçlüydü. Selale
Karadeniz’de büyük bir buharlasmaya neden oluyordu. Ortaya çikan ses
ise kilometrelerce uzakliktan isitilebiliyordu. O çaglarda Karadeniz
kiyilarinda avcilik, balikçilik ve tarimla geçinen insan topluluklari
yasiyordu. Bu insanlar, bu olayi ve gürültüyü yasadi. Karadeniz’in
sulari çok hizli bir biçimde yükseldi ve bir günde kilometrelerce yol
alarak kiyilardaki tüm yasami sona erdirdi. Felaketten kaçabilenler göç
yollari üzerinden Mezopotamya’ya geldiler. Çünkü bu bölgenin kosullari,
geldikleri bölgenin kosullarina çok benziyordu. Bu görülmemis ve
unutulmaz olayi da yanlarinda getirdiler ve olay zamanla bir söylenceye
dönüserek kavimden kavime aktarildi ve “Tufan” ve Nuh’un Gemisi”
inanisi ortaya çikti.

Peki bu durumda Alaska’da, Hindistan’da ya da Güney Amerika’da da bir
Karadeniz ve bir Istanbul Bogazi var miydi? Galiba bunu arastirmak da o
yörelerin bilim insanlarina düsüyor...

Agri Dagi’na çikan ilk kisi olarak bilinen Hollandali gezgin Jan
Struys, 1670 yilinda, dagin eteklerinde inzivaya çekilmis bir
Hiristiyan kesise rastlamasaydi, Nuh’un Gemisi belki de hâlâ kutsal
kitaplarin satirlari arasindaki yerini sürdürüyor olacakti. Kesis,
gezgin Struys’a, Nuh’un Gemisi’ne girdigini söylemis hatta Gemi’nin
parçalarindan kopardigini iddia ettigi bir ahsap parçasindan oyulmus
küçük bir haç bile vermisti.

Resmî kayitlara göreyse, Nuh’un Gemisi’ni aramak üzere 20 Agustos
1829’da Agri Dagi’nin zirvesine ulasan ilk kisi Alman bilim adami
Frederic Parrot oldu. Parrot, Padisah 2. Mahmud ile görüserek, Nuh’un
Gemisi’nin Agri Dagi’nda bulundugunu öne sürdü. Padisah biraz da
saskinlikla gerekli izni verdi ve Parrot, biri Rus alti Alman arkadasi
ile zirveye tirmandi. Dönüste, Gemi’yi bulamadigini ama izlerine
rastladigini açiklamasi Avrupa’da ve Hiristiyan âleminde büyük heyecan
yaratti.


En son Dark Force tarafından Çarş. Ocak 07, 2009 2:47 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Dark Force
Webmaster
Webmaster
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 539
Yaş : 34
Rep Puanı : 10000
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 31/12/08

MesajKonu: Geri: Nuhun Gemİsİ   Çarş. Ocak 07, 2009 2:47 am

Daha sonra, 1835’te, 1845’te ve 1846’da Rus dagcilar tirmandi
Agri’ya. 10 Agustos 1883 tarihli Chicago Tribune gazetesinde, bir
Istanbul gazetesine dayanilarak, Nuh’un Gemisi’nin bulunduguna iliskin
bir haber yayimlanmasi yine ortaligi karistirdi. Amerika’da birbirine
ardina Nuh’un Gemisi kulüpleri kurulmaya ve Amerika’dan Agri’ya sik sik
ekipler gelmeye basladi.

1890’da zirveye ulasan ve yine bir Rus olan Milo Koseviç ise Agri’ya tirmanin ilk kadin olma unvanini elde etti.

1916’da Vladimir Roskovski adli bir Rus pilot, Agri üzerinden geçerken
bir gemi kalintisi gördügünü iddia edince gözler bir kez daha Agri’ya
çevrildi.

O yillarda Agri’ya tirmananlar, gelecekte ne tür sorunlara ve
tartismalara yol açacaklarini kuskusuz ki bilmiyorlardi. Aslinda,
1921’de Sovyetler Birligi, Dag’in kuzey yamaçlarindaki haklarini
Türkiye Cumhuriyeti’ne devretmese, 1932’de Türk-Iran sinir düzeltme
islemiyle Küçük Agri Türkiye sinirlarina alinmasaydi, gelecekteki
sorunlar yalnizca bir ülkeyi degil, üç ülkenin yöneticilerini, basinini
ve kamuoyunu, diplomatik, siyasal ve dinsel açilardan oldukça mesgul
edecekti.

Milo Koseviç, Büyük Agri’nin zirvesine tirmanan ilk kadindi ama zirveye
ulasan tek devlet baskani olma unvani ise Türkiye Cumhuriyeti’nin
besinci cumhurbaskani Cevdet Sunay’a aitti. Sunay, kurbay binbasi
oldugu 1937 yilinda bir ekiple zirveye çikmisti.

Adi pek duyulmamis, ansiklopedilerde ya da biyografi sözlüklerinde yer
almayan bir kisi daha vardir ki, Nuh’un Gemisi arastirmacilari (onlara
“gemici”, “gemi avcisi” ya da Ingilizce’deki “ark” sözcügünden ötürü
“arkolojist” deniliyor), gerçekten de ona çok sey borçludurlar. 11
Eylül 1959’da, Harita Umum Müdürlügü’nde görevli harita mühendisi
Yüzbasi Ilhan Durupinar, Büyük Agri’nin havadan çekilmis fotograflari
üzerinde incelemeler yaparken Nuh’un Gemisi’ne çok benzeyen bir olusum
kesfetmisti. 135 metre uzunlugunda, 50 metre genisliginde ve 6 metre
derinligindeki olusum, Tevrat’ta sözü edilen Nuh’un Gemisi’ne iliskin
ölçülerle büyük bir uyum gösteriyordu. Fotograflarin ayni yil
içerisinde Hayat Dergisinde yayimlanmasi dünya çapinda, günümüze dek
sürecek olan bir tartismayi baslatti. (O yillarda Hayat’ta çalisan ünlü
fotograf sanatçisi Ara Güler, yillar sonra, 1980’lerde astronot James
Irwin ayni olusumu ikinci kez kesfettiginde, “Amerikalilar’a da ne
oluyor? Eger bu, Nuh’un Gemisi ise onu ilk kez biz Türkler bulduk”
diyecekti.)

Ankara’daki ABD Büyükelçiligi araciligiyla Türk Hükümeti’ne basvurarak,
“Nuh Gemisi’ni iliskin kalintilar”i satin almak istediklerini resmen
bildirmislerdi.

“Gemi avcilari” ile kesif gezilerinin sayisi 1960’larda artmaya devam
etti. Özellikle Amerikan kökenli çok sayida arastirma grubu, Türk
hükümeti’nden Agri’ya çikmak için izin istiyordu. Çikma iznini alanlar
ise genellikle eli bos dönüyordu. Bu arastirmacilardan biri olan Erly
Cummings, denildigine göre, konuyla ilgili, dünyadaki en iyi bireysel
arsive sahipti. Cummings, yüzbasi Durupinar’in kesfettigi olusuma ancak
1974’te ulasabilmisti. Ayni yil tüm “gemi avcilari”ni kötü bir sürpriz
bekliyordu. Çünkü Türk yetkililer artik Agri Dagi’nin bulundugu yeri,
ulusal güvenlik nedeniyle “yasak bölge” ilan etmisti. O yildan sonra
gemi meraklilari, bir süreligine Agri Dagi’nin uydudan çekilmis
fotograflarinin analiziyle yetinmek zorunda kaldilar. 1984’te bölge
turizme açilinca on yil boyunca oldukça “birikim” olusturan “gemi
avcilari” birbiri ardina Türkiye’ye gelmeye basladilar. Bunlarin içinde
en ilginç kisi kuskusuz ki Ay’a ayak basan astronotlardan biri olan
James Irwin idi. Astronot Irwin, daha önceleri de, Ay’dayken “gizemli
ilâhî sesler duydugunu” söylemesiyle kamuoyunda büyük bir ilgi odagi
olmustu. Simdi de , birbiri ardina yaptigi basin toplantilarinda
Gemi’yi kesinlikle bulmaya kararli oldugunu söylüyordu. Fakat asil
gürültüyü, bir diger ABD’li “avci” Marvin Steffins koparmisti.
Steffins, Gemi’ye ait oldugunu iddia ettigi parçalari, gizlice
yurtdisina çikarinca, bu kez dönemin Kültür ve Turizm Bakani Mükerrem
Tasçioglu bir açiklama yapmak zorunda kalmisti. Kaçirilan parçalarin
Agri’nin tasindan topragindan ibaret oldugunu söyleyen Tasçioglu, 30
Agustos 1984’te söyle konusmustu: “Irwin Ay’a inerken üsütmüs
olabilir!.. Steffins ile öteki arastirmacilar ise para amaciyla senaryo
yazmislar...”

1986’da bu kez baska bir Amerikali, David Fasold daha etkileyici bir
iddia ortaya atti: “Herkes yaniliyor! Gemi, Agri’da oldugu söylenen
yerde degil, daha asagida, Üzengili köyü yakinlarinda...” Fasold,
iddiasini, yine dev bir gemiye benzetilen olusum ile de destekliyordu.

Astronotlar, CIA ajanlari, “arkolojistler” (gemiciler), batik gemi
çikarmada uzman olanlar, herkes yüzyili asan bir süredir Nuh’un
Gemisi’nin pesinde. Peki ne olacak gemi bulundugu zaman? Bunun,
Akdeniz’de 500 yil önce korsanlar tarafindan batirilan herhangi bir
geminin bulunmasi gibi bir bulunma olmayacagi açik.

Örnegin David Fasold, Üzengili (eski adiyla Mesar) köyü yakinlarinda
Nuh’un Gemisi’ne ait oldugunu iddia ettigi olusumu kesfettiginde, bakin
neler olmustu: Nuh’un Gemisi’nin varligina iliskin hiçbir somut kanit
olmamasina karsin Agri Valiligi olusumun bulundugu yere turistik bir
kafeterya yaptirmaya baslamisti. Üzengili köyü, Nuh’un Gemisi sayesinde
hemen bir yola kavusmustu. Bir de küçük çapli bir arazi anlasmazligi
yasanmisti: Iki Üzengili, “gemi”nin kendi arazileri içinde oldugunu
iddia ederek yetkililere ayri ayri basvurmuslardi. Ayni aileden olan bu
kisiler “onun degil, benim!” biçiminde birbirlerine de düsmüslerdi.
Sonunda devlet olaya el koymus ve üzerinde hiçbir bitki örtüsünün
bulunmadigi kayalik arazinin, “Yapilan tahkikat sonucunda bu arazinin,
vergi kayitlari kapsaminda bir yer olmadigi anlasildi ve maliye adina
tesciline karar verildi...” denilerek Hazine’ye ait oldugunu
saptanmisti.

1987’de ise Agri’ya tirmanmak, Türk yetkililerce tekrar yasaklandi.
Yasagin kaldirilacagina iliskin söylentiler olmakla birlikte, en
azindan Bütün Dünya’nin bu sayisinin yayina hazirlandigi siralarda
yasak hâlâ kalkmamisti.

Yüzbasi Durupinar’in Hayat dergisine verdigi ve yayimlanmasini
sagladigi fotograflar, yalnizca Hiristiyanlar’in, Müslümanlar’in ve
“gemiciler”in degil, bir baska kesimin daha ilgisini çekecekti: Gizli
servislerin. Dünya üzerinde olup biten herseyden haberi olan CIA’in,
Nuh’un Gemisi gibi bir olaya kayitsiz kalmasi beklenemezdi. Ancak uzun
yillar sonra, CIA’in, “Agri Dagi Anomalisi” baslikli bir dosya açtigi,
1959’dan beri Agri Dagi’ndaki bu olusum ile ilgilendigi ve havadan,
uzaydan, uydularla, U2 casus uçaklariyla türlü açilardan çekilmis
binlerce fotograflik bir arsivi oldugu ortaya çikacakti.

CIA’in “sir”ri 1995’te açiklandi. Önce “Gemi’yi bulduk”, sonra da
1997’de, “Agri’da gemi yok!” dediler. Belki de türlü nedenlerle,
“belirsizligin” sürmesi gerekiyordu! Tüm bunlar Yüzbasi Durupinar’in
kesfettigi olusuma iliskin fotograflardan kaynaklanmisti. Ancak daha
1986’da, “Jeomorfoloji Dergisi”nde Yilmaz Güner imzasiyla yayimlanan
bir makaleyle; bir gemiye çok benzetilen sözkonusu kabartinin,
jeolojide “yer akmasi” (“earthflow”) adiyla anilan ve buzullarin
kaymasiyla ortaya çikmis, son derece dogal bir olusum oldugu öne
sürülmüstü. Bir anlamda “son nokta” islevi tasiyan bu yaklasimin Nuh’un
Gemisi’ne iliskin simdiye dek yapilmis en ayrintili ve bilimsel çalisma
oldugu kabul edildi.

Nuh’un Gemisi’ne iliskin en taze haber ise 1999 Kasimi’nda Amerikan
gazetelerinde yayimlandi. Merkezi ABD’de bulunan “Nuh’un Gemisi
Dernegi”nin duyurusu söyleydi: “Türkiye’de Agri Dagi’nin çevresinde
düzinelerce arastirma yapildi ama kesif kanitlanamadi. 31 Aralik 2000’e
dek Nuh’un Gemisi’ni kesfedene 1 milyon dolar ödül verecegiz.”

Kesin olan bir sey daha var ki, o da, bu Nuh’un Gemisi “isi”nden
birilerinin oldukça zengin oldugu. ABD’de birçok dernek ve kulüp
bulunuyor. Ülkede siradan bir Nuh’un Gemisi konferansina, yalnizca
girmek için, en düsük tarifeden 10-15 dolar ödemek gerekiyor.
Konusmacilar, her konferansin sonunda genellikle, “Mutlaka Agri’ya
gitmeli, tirmanmali ve Gemi’yi bulup, kutsal kitabimizda yazilani
dogrulamaliyiz” demekte ve dindar insanlar da bu ugurda para bagisinda
bulunmaktan kaçinmamaktadir. “Gemi avcilari” her seferinde Türkiye’ye
geliyorlar, fotograf ve filmler çekiyorlar, sonra dönüp bunlari parali
konferanslarda gösterip, “Bu kez bulamadik ama gelecek yil mutlaka...”
diyorlardi. Gemi de, dogaldir ki bir türlü bulunamiyordu.


En son Dark Force tarafından Çarş. Ocak 07, 2009 2:48 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Dark Force
Webmaster
Webmaster
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 539
Yaş : 34
Rep Puanı : 10000
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 31/12/08

MesajKonu: Geri: Nuhun Gemİsİ   Çarş. Ocak 07, 2009 2:47 am

Agri’ya çikisin yasaklandigi 1987’den buyana, bu “sektör”de etkinlik
gösterenlerin, geçimlerini nasil sagladiklarini insan gerçekten merak
ediyor! Nuh’un Gemisi’ne iliskin anlatimlarin temeli büyük dinlerin
kutsal kitaplarina dayaniyor. Gemi bulundugu zaman, dinler arasindaki
çatismalar sona mi erecek? Yeryüzünde belki de ilk kez, büyük dinlerin
izleyicileri ortak bir hac yeri mi belirlemis olacaklar?

Tüm kesimlerin görüs ve inanislarindan söyle bir ortak payda çikartmak
olasi: Ortada öyle ya da böyle kötü bir olay var: Bir dinin izleyicisi
olanlar, “insanlarin çok günah isledikleri” gerekçesiyle Tanri
tarafindan cezalandirildiklarini; bilim ise o yörede büyük bir sel
felaketi yasandigini, ve binlerce insanin öldügünü savunuyor.

Ezoterik felsefenin izleyicisi olan daha baska bir kesim daha var ki;
buna göre de, bir tufandan kurtulan tüm insanlarin ve tüm canli
türlerinin, her birinden birer çift olsa bile, bir gemiye sigmalari
düsünülemeyecegine göre, buradaki geminin bir önemli bir sembolden
ibaret oldugu savunuluyor.

Eger gerçekten yazildigi gibi bir Tufan yasanmissa ve “seçilmisler”,
yani bizim atalarimiz bir gemi araciligiyla kurtulmus ve yeni bir
yasama baslamislarsa, üstelik Nuh da ogullarina Tufan’dan sonra, “Bu
gemiyi yok etmeyelim, insanoglu görsün de ibret alsin” demisse ve bugün
dünyada yaklasik 4 milyar insan da buna inaniyorsa bu “gemi”, Agri’da
ya da Alaska’da, bu dünyanin bir yerlerinde olmalidir. Üstelik,
“Gemi”ye ulastigini iddia eden çok sayida “gemici”, tahta, beton ya da
zift gibi çesitli “kanitlar”a sahip olduklarini öne sürüyorlar. Bugüne
kadar hiçbir din adami, hiçbir bilim insani, hatta CIA bile, “Evet
Nuh’un Gemisi’ni bulduk” demedi. Oysa, yeryüzünün her yani
kesfedilmisken ve artik savaslar bile uydulardan yönetiliyorken, bilim
ve teknolojinin ulastigi bu düzeyle, Nuh’un Gemisi de çoktan bulunmus
olmaliydi.

Kimbilir belki de o, gerçekten içinde bir mesaj barindiran bir simge
gemidir. Belki de önemli olan Nuh’un Gemisi’nin bulunmasi degil, Nuh’un
gemilerine gereksinim olmamasidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Nuhun Gemİsİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Nuh tufanı ve ırkların dağılışı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ZevkliForum :: HER TELDEN BÖLÜMLER :: Efsaneler & Garip olaylar-
Buraya geçin: