ZevkliForum

PROGRAM, OYUN, SPOR PAYLAŞIM PLATFORMU
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sahibinden satılık UEFA madalyası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dark Force
Webmaster
Webmaster
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 539
Yaş : 34
Rep Puanı : 10000
Ruh Hali :
Kayıt tarihi : 31/12/08

MesajKonu: Sahibinden satılık UEFA madalyası   Cuma Ocak 02, 2009 5:16 pm



O, Galatasaray´ı UEFA Kupası Şampiyonu yapan takımda oynadı. O,
‘geleceğin yıldızı´ olacaktı. Bir gün bir maça girdi, bir dakika
oynadı, her şey bitti.. Ve şimdi, onun gururla boynuna taktığı UEFA
Kupası madalyası satılık. Neden mi?

Fanatik Gazetesi'nden Zafer Büyükavcı'nın haberi:

Her
şey, Süper Lig’in 6. haftasında yazdığım bir yazıyla başladı. “Arda
bunu yapma” başlığını atmış, “Sakat sakat oynuyorsun, ‘Adam’ diyorlar.
Futbol hayatın biterse bir gün, senesi dolmadan unuturlar. Amatör olma,
aptallık yapma” demiştim. Yazımın çıktığı gün telefonum çaldı, karşımda
hiç de tanımadığım bir ses... “Zafer bey” dedi, “Ben, Alper’in
babası...” Peki hangi Alper’di bu, kimdi? Sonra anlattı her şeyi...
Doğrusu yanlışıyla söz Alper’in babası Şinasi Tezcan’da.

Alper’in Galatasaray macerası Fatih hoca ile başladı, değil mi?
Evet...
Terim döneminde başladı. Denizli, Kayseri, Yozgat, Dardanel’den buraya,
köye gelip istediler. Deli para teklif ettiler, ama biz para düşkünü
değildik. Yaşı küçüktü, velayeti bendeydi, profesyonel imza atmamıştı.
Fakat gayem belliydi; Oğlum topçu olacaktı Galatasaray’da. Salih ve
Ahmet hocaları tanıdım, ‘Benim oğlum burada oynamalı’ dedim. Her gün
köyden İstanbul’a 80 kilometre gidip geliyordu. Yol masrafının bile
cebimden çıkacağını biliyordum. Hocaları ‘Gücünüz yetiyorsa getirin
çocuğu, yoksa hayatıyla oynamayın’ demişti. Gücümüz yetti o zamanlar.

Geliyoruz 1999 yılına...
Hiç
unutmam, 9 Aralık 1999 günü... Rakip Bologna’ydı. Sahaya girdi ve ayağı
kırıldı. Sonradan öğrendim ki, kulüp bizden saklıyormuş. Alper’i o
zamanlar Berlin istiyormuş. Yönetim, iyi bir para isteyecekmiş.

Ayağı kırıldı ve...
Biz
annesiyle köydeydik. Hemen Acıbadem Hastanesi’ne gittik. Ameliyat oldu.
Doktor Burhan Uslu, “3-4 ay sonra oynar” dedi. Biz, Müfit hocaya
danışmadan hiç bir gazeteciyle konuşmuyorduk. Çünkü zarar gelmesin
istiyorduk. Fatih hocaya ulaşmak mümkün değildi. Neyse... Ameliyat
bitti, 7 gün hastanede kaldık. Köye döneceğiz, Müfit hocayı aradık bir
araç istedik. Müfit hoca, “Koskoca köyde bir araba bulamadınız mı”
dedi. Şok oldum. “Hocam, benim çocuğum tarlada karpuz dikerken ayağı
kırılmadı. Senden bu sözleri beklemezdim” dedim ben de. Sonra kulüpten
bir arkadaş geldi. Bunlar söylenmez, ama arabaya 20 milyonluk benzini
de ben koydum. Benim ailem için sıkıntılı günler işte o gün başladı.

İlk ameliyatı Galatasaray mı karşıladı?
Evet, kulüp karşıladı. Bu arada Burhan hoca öyle derken; ameliyatı yapan doktor “En az 2 yıl oynayamaz” dedi bana.

Peki bu süreçte, yani A takım kadrosuna girdiğinde hiç para kazandı mı Alper?
Para
mara görmedik biz. Yalan söylemeyeyim, Kanarya Adaları’na gitmişlerdi.
Fatih hoca, dönerken 1 milyar para vermiş Alper’e. Hepsi bu... Ben hâlâ
o gazeteleri saklıyorum bak. Ne diyor sizin gazetenizde o zaman:
“Alper, bu sakatlık sonrası tüm maçlarda oynamış gibi prim alacak”
diyor. Futbol nankör diyorlar ya Zafer bey... Futbol değil, insanlar
nankör. Bak söylüyorum işte; Emre (Belözoğlu) hep geldi köye ziyarete.
Suat’tan (Kaya) Bülent’e (Korkmaz) hepsi yardım etti. Hiç unutmam;
Suat, Beşiktaş maçı primlerinden para toplamış, bize getirmişti. Ahmet
Yıldırım, Emrah, Saffet hepsi geldiler. Futbolculardan yana tek kelime
etmem, ama kulüpten çok şikayetçiyiz çook...

Sonra...
Alperim
iyileşmeye başladı. Lucescu dönemiydi ve bize çok teklif geliyordu. Ama
hep engel oldu Abdurrahim Albayrak... Galatasaray’da kalmasını istedi.
Hem dışarıya göndermediler hem de 5 kuruş para vermediler. Devletin
verdiği altınlar vardı hani, bir tane görmedik biz. Haa hiç verilmedi
mi? Verildi. Ankara’ya gitmişlerdi; Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Recai
Kutan ve Mesut Yılmaz’la yemek yemişlerdi. Orada herkese 10 cumhuriyet
altını verildi. Fikret Ünlü, Spor Bakanı’ydı. Ecevit de 10’ar tane
kendi cebinden verdi. İnkâr edemem ki bunları, Çiller’in, Yılmaz’ın,
Kutan’ın verdiği hediyeleri... Herkesten bir şey gördük, kulüpten hiç
bir şey görmedik. Gözümün önünden gitmez o an: Annem, hastanede
ağlıyordu, Alper’imin kapısının önünde. Şansal Büyüka da oradaydı.
Fatih hoca geldi ve “Anne ağlama. Ne gerekiyorsa yapılacak” dedi. Ne
yapıldı peki? Hiçbir şey.

İlk ameliyat sonrası düzelmedi mi Alper?
Biraz
düzeldi, ama sonra tekrar sakatlandı. Yine Florya’da... Tedavi
ettireceğiz, ama para kalmadı ki bizde... 4.5 yıllık mukavelesi var
Galatasaray’da, oynuyor para alamıyor, kaçmak istiyor göndermiyorlar.

Alper, tedavi için köyden mi gelip gidiyordu İstanbul’a?
Git-gel
olmuyordu. Mecburen İstanbul’a taşındık. 4-5 ay kaldık, geri döndük.
Çünkü kirayı ödeyemedik. Ev sahibi Lüleburgazlı, hemşehri yani. Param
yoktu, ama gittim, Alper’in PAF Takım’da oynarken maçlarını çektiğim
kamerayı verdim kiraya karşılık.

Ne kadardı kira?
200
bile değil, 180 milyondu. Bir şey daha anlatayım size. Futbol diye diye
okulu ihmal ettik. Sonra özel okulda okutmak istedim Alper’i.
Bayrampaşa’da bir ticaret lisesi. Hepsini ödedim, 500 milyon kaldı.
Gittim Silivri’ye, bir mağazadan taksitle bir kamera daha aldım ve
öğretmene verdim.

Kaç yılından bahsediyorsun?
2000, 2001. Ayağı kırıldığında işte.

Kulüp yardımcı olmadı mı?
Nerede...
Bakın Emre, Fatih, Suat’ın verdiklerini söyledim size... Rahmetli
Ecevit’in verdiklerini söyledim. Allah var üstümde, inkâr edersem
hesabı var. Yalan söylemiyorum ki ben. Kulüpten hiç yardım görmedik.
Emre benim oğlum yerine, gidin sorun karakterimizi... 2003’te Lucescu
dönemiydi. Berkant ve Ufuk’la kavga etmişti Abdurrahim Albayrak. Daha
kötü şeyler de oldu gözümün önünde, ama anlatmam. Abdurrahim beye
yalvardım, “Ufuk ve Berkant’a izin vermiyorsanız, bırakın benim oğlum
gitsin” dedim. Bursaspor ile 165 milyara anlaşmıştı oğlum. 3-5 kuruş
cebimize girecek, tedavi döneminde yaptığımız borçları ödeyecektik.
Borçlar katlandıkça katlanıyordu çünkü. Mal varlığım bitmişti. Oğlumun
kazanacağı paraya ihtiyaç duyuyorduk artık. Vermediler Bursa’ya.
Kahveye çıkamıyordum, utanıyordum borçlulardan.

Başkan kim o zamanlar... Konuşmadınız mı hiç?
Mehmet
Cansun’la görüştüm. Yüz yüze. Bana ‘evladım’ dedi. Zaten hep ‘evladım’
dediler, o kadar... Bursa’ya vermediler, Galatasaray’da kaldı. İspanya
kampına gideceklerdi bir gün sonra, ama oğlumun dizi patladı idmanda.
Şu an Uğur’un dizi var ya, aynen öyle işte. Yine hastane, yine kâbus.

Galatasaray’la ilişkiniz ne zaman bitti?
Sonra
gittik Zeytinburnuspor’a. Mustafa Günaydın şahit. Saadettin Saran’ın
şirketinden Ali isimli bir arkadaş geldi. Görüştüler orada, 48 milyar
liraya mukavele yaptılar. Ev kiraladı, mobilya aldı. Zeytinburnu,
Galatasaray ile görüştü. 2 milyon dolar bonservis bedeli istediler
Alper için. Gittim, Yasin abiye (Özdenak) yalvardım. “Ne verdiniz, ne
istiyorsunuz” dedim. Musa ve Alper’i yanıma alıp menaceri Saffet
Sancaklı’nın yanına gittim. Abdurrahim bey aradı, “Saffet yavrum,
güzelim, ayağını öpeyim” dedi. Şok oldum. Sen Galatasaray Futbol Şube
Sorumlusu’sun; Saffet kim ya? Neden yalvarıyorsun? Bu arada terbiyesiz
laflar da konuşuldu. Megafonu açık telefonun, duyuyoruz. Abdurrahim bey
yalvarıyor; “Kurbanın olayım, benden bonservisi isteme, beni aşıyor bu
iş, kiralık almak istersen al, 5 kuruş vermeden oynasın Yıldırım
Bosna’da...” Saffet, “Bu şekil vermezlerse, Sedat Yeşilkaya ile
birlikte Kocaelispor’a göndeririz” dedi. Nitekim Sedat’ı gönderdi,
Alper yine kaldı.

Futbol hayatı bitti mi Alper’in?
Ordu’ya
gidecekti, yine bonservisini vermediler. Alper, “Baba önüme çıkma. Bir
yere kadar sana el kaldırmam, ama o bir yer de bitti artık. Ben bir
daha bu kulübe ayağımı basmam. Bırak artık bu Galatasaray sevdasını. Bu
camia karın doyurmuyor, aç bırakıyor” dedi. 2003 yılı 31 Mayıs’ta
mukavelesi bitti. Plak şirketi sahibi Şahin Özer var burada. Ondan
destek istedik. Devreye girdi, Malatyaspor’a gitti Alper. Ziya hocanın
(Doğan) ilk dönemiydi. Rehabilitasyon dönemini iyi geçiremediği için
ikinci idmanında çapraz bağları koptu Alper’in. Alper saklıyordu,
gazeteden okudum. Kahveye gittim, arkadaşlara tembihledim. Annem ve
babam duymasınlar istedim. Seyfi diye bir arkadaşım, babama gazeteyi
gösterdi. Gittim, Seyfi’yi tokatladım. Ancak babam ağlaya ağlaya eve
gitti, çok üzülmüştü. İki saat sonra hastaneye kaldırdık, oradan da
cenazesini aldık babamın. Kahırdan öldü babam.

Ne düşünüyorsun şimdi?
20
yılımız heba oldu. Kim verecek bu 20 yılın hesabını? Abdürrahim
Albayrak mı, Mustafa Sarıgül mü, Mehmet Cansun mu, Ateş Ünal Erzen mi,
Faruk Süren mi, Fatih Terim mi? Bu dünyada veremezler, ama öteki dünya
da var...

Malatya’dan sonra...
Ispartaspor’a
gitti. 1, 2, 3 ay para yok. Takım halinde isyan ettiler, kaçtılar
Isparta’dan. Mahkemeleri hâlâ devam ediyor herhalde. Ardından Burdur’a
gitti. Oradan para kazanamayacağını biliyordu zaten.

Ne yapacaksınız bundan sonra. Bir planınız var mı?
Borçlarımızdan
kurtulmak için Alper’in madalyalarını satmayı düşünüyoruz. Türkiye
Kupası, Türkiye Ligi, UEFA Kupası madalyaları var. Süper Kupa
madalyasını vereceklerini söylediler, vermediler. Talibi varsa
satacağız bunları. Başka çaremiz yok.

Alper söz vermişti bize. Nerede şimdi?
Utanıyor.
Bunlar konuşulacak diye utanıyor. Namussuzluk yapmıyorsun, neden
utanıyorsun oğlum? Size söz verdi, ama kaçtı işte. Madalyalarını da
alıp kaçtı.

Neden utanıyor peki?
Tarlalarımız
vardı, sattık. Silivri’de iki dairemiz vardı, sattık. Dükkanım vardı,
sattık. Arabam vardı, sattık. Köyden Silivri’ye gidip gelen minibüsümüz
vardı, sattık. Hepsini Galatasaray’da oynasın diye sattık. Bak, bu ev
benimdi, onu da sattık. Satın alan adamdan rica ettim. Ev benimken
hayvan beslediğim bu yerde oturmak için rica ettim. Sağolsun verdi.
Hayvanları bağlıyordum bir zamanlar, şimdi ben, eşim, oğlum, gelinim
oturuyoruz burada. Bundan utanıyor oğlum, işte bundan...

Alper kimdir?
Alper,
1988 senesinde Galatasaray altyapısının seçmelerine girdi. İlk hocaları
rahmetli Salih Hoca (Bulgurluoğlu) ve Ahmet Keskinkılıç’tı. Bir sene
deneme amaçlı oynadı, 89’da da lisans çıkardılar. Sonra ümit takım,
yıldız takım, 14-16, genç takım derken PAF’a geçti. Bu arada 38 defa
genç milli takımda oynadı.

"EMRE BELÖZOĞLU HAKLIYDI"
Alper
sakatlandığında Emre, Okan ve Fatih Akyel geldiler ziyarete... Üçü de
bilirlerdi benim nasıl sırdaş olduğumu. Avrupa’ya gideceklerini
söylediler. Ben dedim ki; “Oğlum yapmayın. Bakın Metin Oktay gibi
heykeliniz dikilir sizin.” İkna olmadılar. Emre dedi ki; “Babacığım
bak, şimdi oğlun sakat ve göreceksin, kaç kişi kapını çalacak. Biz
keyiften kaçmıyoruz...” Şimdi o çocuklara çamur atıyorlar. Neden
kardeşim? Taa o zamanın parasıyla 500-600 milyar alacakları vardı bu
çocukların. Ödemediler. Şimdi neden çamur atıyorsunuz?

"ALPER'İN DELİ RAPORU VAR"
Aklını
oynatmıştı çocuğum. Yemin ederim bak, 6 ay Bakırköy’de tedavi gördü.
‘Deli raporu’ var oğlumun, internetten bile çıkartırım sana. O duruma
gelmişti benim oğlum. Galatasaray yardım etmedi, Silivri Belediye
Başkanı Selami Değirmenci yardım etti. Oğlum en çok buna üzüldü işte.
19 yaşında sakatlandı ve bir kenara atıldı. Ameliyat oldu, eve dönmesi
için bir araba bile vermedi kulübü... Buna üzüldü.

"BİR SERVETİ BİTİRDİM"
Rahmetli
babamın mal varlığı çoktu. 5-6 trilyonluk servetim vardı benim. Hepsi
bitti. Futbola, Galatasaray aşkına, oğluma harcadım. Galatasaray
sevdası nerede şimdi biliyor musun? Kapının hemen arkasında. Orada 20
tane icra kağıdı var. Banka borçları, kredi kartları, vesaire
vesaire... Bak işte... Galatasaraylı eski bir futbolcunun ailesi
ahırda yaşıyor şimdi.

"SABRİ'Yİ GÖRÜNCE İÇİM CIZ EDİYOR"
Ufak
oğlumun adı Fatih... Fatih Terim aşkıyla koydum adını. Şimdiki aklım
olsa koymazdım. 9 sene top oynadı Galatasaray’da Fatih de... PAF
Takımı’nın kaptanıydı. Sabri’nin kaptanıydı. Abdurrahim bey, bu çocuğun
150 milyon yol parasını vermedi. Çocuğumun cebine yol parası koyamadım
ben de. Onun günahı neydi? Sabri’yi görünce şimdi televizyonda bir
yandan gurur duyuyorum, diğer taraftan içim cız ediyor.

"FUTBOLDAN NEFRET EDİYOR"
Alper
hayatı boyunca top oynayamayabilir, televizyondan bile
seyretmeyebilirdi. Çok mücadele ettik, iyileştirdik. Ancak artık
futboldan nefret ediyor, oynamak, izlemek istemiyor. Şimdi kaçtı gitti
işte. Tek nedeni, utanıyor. Ben yaşadıklarımızı anlatacağım diye
kaçıyor. O kadar üzüldü, o kadar acılar çekti, ama hâlâ
Galatasaray’a tek bir kötü söz söylemiyor. Köye gelmiyor, utanıyor,
her şeyden nefret ediyor.

BİTERKEN...
Alper’in
babası bunları söyledi işte... Bu röportaj bir dram mı sizce? Bir ibret
öyküsü mü? Yoksa futbola gönül vermiş binlerce minik ve ailesi için bir
yol haritası mı? Okuyan herkes, kendince mutlaka bir sonuca varacaktır.
Ancak benim son sözüm şu: Bu gazetenin sayfaları, röportaj boyunca adı
geçen tüm şahıslara açıktır. Sevgi ve saygılarımızla...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sahibinden satılık UEFA madalyası
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» oto sat l araba sat l sahibinden al l elden al l elden araba al l acil emlak sat l acil araba sat l acil ilan ver l emlak ilan l ilan l emlak ilanlari.gen.tr
» Krakter(Char) Alım - Satım Kuralları
» ...
» Beyaz eşya alım satım Her türlü ev eşyalarınız degerinde alınır satılır.
» Gb Satış merkezi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ZevkliForum :: SPOR :: Güncel Spor Haberleri-
Buraya geçin: